Şefaat Haktır: Meryem Suresi 86 ve 87. Ayetlerin İşaretleri
Şefaat; bir kimsenin suçunu affettirmek ve kendisinden cezayı kaldırmak için o kişi hakkında yapılan bir istektir. Biraz daha açacak olursak: Ahiret günü bir kısım günahkâr müminlerin affedilmeleri ve itaatkâr müminlerin yüksek mertebelere ulaşması için başta Peygamberimiz (a.s.m.) ve diğer büyük zatların Allahu Teâlâ’ya niyaz ve dualarıdır.
Bizlerin inancı olan Ehl-i sünnet itikadına göre, şefaat haktır ve Allah’ın iznine bağlıdır. Hâl böyle iken, bir kısım Ehl-i sünnet muhalifleri şefaati inkâr etmekte ve şefaate inananları şirke düşmekle itham etmektedirler. Yani onlara göre, bütün Ehl-i sünnet mensupları şirke düşmüştür ve müşriktir.
Şefaate dair bu eserimiz bu kişilerin şefaat hakkındaki yanlış sözlerine tam bir cevap olacaktır. Eserin tamamını okuduğunuzda bu kişilerin Kur’an’dan ne kadar uzak olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız. Şefaat konusunda Ehl-i sünnetin görüşü şudur: Şefaat haktır ve Allah’ın iznine bağlıdır.
Bizler bu itikadın doğruluğunu Kur’an, hadis ve icma ile ispat edeceğiz. Bu ispattan sonra da şefaati inkâr edenlerin sözlerine teker teker cevap vereceğiz. İnayet ve tevfik Allah’tandır. Şimdi, meselenin delillerini maddeler hâlinde tahlil edelim:
1. “Rahman’ın Katında Bir Söz Almış Olan Kimseden Başkasına Şefaat Edilemez” Ayetinin İzahı
Şefaatin hak olduğuna dair göstereceğimiz birinci delil Meryem suresinin 86 ve 87. ayet-i kerimeleridir. Bu ayet-i kerimelerde şöyle buyrulmuş:
نَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَى جَهَنَّمَ وِرْداً
“Suçluları susuz olarak cehenneme süreceğiz.“ (Meryem 86)
لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَنِ عَهْداً
“Onlar şefaate malik değildirler. Şefaate ancak Rahman’ın katında bir söz almış kimse maliktir.” (Meryem 87)
Ayet-i Kerime Üzerine Tahlil
Ayet-i kerimenin başında günahkârlardan bahsedilerek onların susuz olarak cehenneme sürüleceği haber verilmiş; daha sonra da “Onlar şefaate malik değildirler.” buyrulmuş. Onların şefaate malik olmaması iki manaya gelebilir:
- Birinci mana: Onların şefaat edemeyeceğidir.
- İkinci mana: Onlara şefaat edilemeyeceğidir.
Fahreddin er-Râzî Hazretleri ikinci manayı tercih ederek şöyle der: “İkinci mana daha uygundur. Çünkü ayeti birinci manaya hamletmek -yani onlar şefaat edemez demek- açık ve belli olan bir hususu yeniden açıklamak gibi bir şey olur.”
Buna göre, “Onlar şefaate malik değillerdir.” beyanı, “Onlara şefaat edilemez.” manasındadır.
İstisna Kaydı: “İllâ Men” (O Kimse Müstesna)
Kâfirlerden, müşriklerden ve diğer bütün asilerden mürekkep günahkârlar güruhuna, “Onlara şefaat edilemez.” buyrulduktan sonra, “إِلَّا مَنِ” (O kimse müstesna) denilerek şefaatin fayda vermeyeceği günahkârlar güruhundan bir kısım insanlar müstesna kılınmıştır.
Bu ifadeden anlıyoruz ki bir kısım günahkârlara şefaat fayda verecektir. Eğer şefaat onlara da fayda vermeyecek olsaydı böyle bir istisna yapılmaz; “O gün günahkârlara şefaat edilmez.” denilerek ayete nokta konulurdu. Ancak nokta konulmamış ve istisna yapılmış.
Peki, bu istisnaya giren kullar kimlerdir? Ayetin devamı bunu beyan eder:
“Rahman’ın katında bir söz alanlar.”
Buradaki “söz” Fahreddin er-Râzî’nin beyanına göre, tevhid ve kelime-i şehadettir; yani imandır.
Demek, ayet-i kerimede iman sahibi olan günahkârlar, imansız günahkârlardan ayırt edilmiştir. İmansız günahkârlar hakkında “Onlara şefaat edilemez.” buyrulurken, imanı olan günahkârlar bu hükmünden istisna edilmiştir.
Şefaati İnkâr Edenlere Sorular
Ayet-i kerimeye bakarak şu sorularımıza cevap bulun:
- Kime şefaat edilemeyecek? Günahkârlara.
- Peki, bu günahkârlardan hangi güruh müstesnadır? Allah’ın katında bir söz alanlar yani tevhid ve kelime-i şehadet sahibi olanlar.
Bakın, ayetin açık beyanıyla, Allah’ın katında söz alan günahkârlara şefaat edilecektir. Bu, ayetin apaçık beyanıdır. Şimdi, şefaati inkâr edenlere deriz ki:
- Sizler bu ayet-i kerimeyi okumuyor musunuz?
- Eğer okuyorsanız ayete nasıl mana veriyorsunuz?
- Ayetteki “o kişi müstesna” kaydını görmüyor musunuz?
Eğer şefaat hak olmasaydı ayette bu istisna yer almazdı. Bu ifade, “Şefaat ancak bu kişilere edilir.” demektir. Bu kişiler de ayetin devamında izah edilmiş: Rahman’ın katında söz alanlar.
Ey şefaati inkâr edenler! Allah bu kişilere şefaat edilebilecek derken, siz “Yok, edilemez.” diyorsunuz. Bu sözünüzle ayeti inkâr ettiğinizin farkında mısınız? Eğer biraz aklınız varsa hemen tövbe eder ve fikirlerinizle bozduğunuz insanların ıslahına çalışırsınız!
Yazar; Sinan Yılmaz
Views 0