Takvimler Ekim ayının son günlerini gösterdiğinde, ülkenin dört bir yanında büyük bir coşku, törenler ve kutlamalar yapılır. Bayraklar asılır, meydanlar doldurulur ve cumhuriyetin ilanına giden yol yâd edilir. Peki, bu coşkunun ardında bırakılanların, unutturulanların veya o dönemde devlet eliyle tasfiye edilen köklerimizin farkında mıyız? 28 Ekim akşamı ışıklar yanarken, bu toprakların dinî, hukuki ve kültürel hafızasında nelerin koparıldığını ve hangi büyük kırılmaların yaşandığını hiç düşündünüz mü?
1923-1950 yılları arasında yürütülen seküler ulus-devlet inşası süreci, sadece bir yönetim biçimi değişikliği değil; İslam’ın toplumsal, hukuki, eğitim ve kamusal alandaki tezahürlerinin kökten değiştirildiği bir dönüm noktasıydı. Resmi kanunlara, meclis zabıtlarına ve arşiv belgelerine baktığımızda, bu süreçte İslamî ve medenî irtibatımızın hangi resmi kararlarla askıya alındığını net bir şekilde görebiliyoruz.
İşte cumhuriyetin kuruluşu ve tek parti döneminde devlet eliyle yaşanan o büyük dönüşüm ve vazgeçilenler:
1. Siyasi ve Hukuki Bağların Koparılması: Hilafet ve Şeriye Vekaleti
- Hilafetin Kaldırılması (3 Mart 1924, Kanun No: 431): Osmanlı Devleti’nin ve İslam ümmetinin ortak siyasi-dini temsil makamı olan hilafet ilga edildi ve Osmanlı hanedanı yurt dışına sürgün edildi. Bu kararla birlikte İslam dünyasının merkeziyet bağı resmi olarak koparıldı.
- Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin Kaldırılması (3 Mart 1924, Kanun No: 429): Hükümet sisteminde şeriat hükümlerini ve vakıfları yöneten bakanlık kaldırıldı; yerine Diyanet İşleri Reisliği ve Vakıflar Umum Müdürlüğü kuruldu. Böylece fıkhi icra yetkisi devlet mekanizasından tamamen çıkarıldı.
- Şer’i Mahkemelerin Kapatılması (8 Nisan 1924, Kanun No: 469): İslami esaslara göre hüküm veren mahkemeler kapatılarak yargı birliği adı altında Batı hukukuna geçildi.
2. Hukuk ve Eğitim Düzeninin Değiştirilmesi: Mecelle ve Medreseler
- Mecelle’nin Kaldırılması ve Batı Kanunları (17 Şubat 1926): İslam fıkhının borçlar, ticaret ve medeni hukuk alanındaki en büyük kodifikasyonu olan Ahmet Cevdet Paşa’nın hazırladığı Mecelle yürürlükten kaldırıldı. Aile hukuku dahil olmak üzere İsviçre Medeni Kanunu iktibas edildi.
- Medreselerin Kapatılması ve Tevhid-i Tedrisat (3 Mart 1924, Kanun No: 430): İslami ilimlerin ve medrese geleneklerinin aktarıldığı medreseler kapatıldı, tüm eğitim kurumları Maarif Vekâletine bağlandı. İmam hatip mektepleri uzun yıllar kapalı tutuldu.
- Harf İnkılabı (1 Kasım 1928, Kanun No: 1353): Arap harfleri (Kur’an alfabesi) yasaklandı, Latin alfabesine geçildi. Bu değişimle asırlık İslamî ve Osmanlıca eserler bir gecede okunamaz hâle geldi, dinî metinlere erişim yasal kısıtlamalara tabi tutuldu.
3. Toplumsal ve Dini Hayatın Disiplin Altına Alınması
- Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925, Kanun No: 677): Tasavvufi hayatın merkezleri olan tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı; şeyhlik, dervişlik ve müritlik unvanları yasaklandı.
- Kılık Kıyafet ve Şapka Kanunu (25 Kasım 1925, Kanun No: 671): Din adamları dışındaki kişilerin cübbe, sarık gibi geleneksel ve dini kıyafetlerle sokağa çıkması yasaklandı.
- Türkçe Ezan Uygulaması (1932-1950): Ezanın ve kametin Arapça aslıyla okunması yasaklandı; Türkçe tercümesi zorunlu kılındı. 1941’de getirilen hapis ve para cezalarıyla Arapça ezan yasalaştırıldı.
- Camilerin Tasnifi ve Satılması (15 Kasım 1935, Kanun No: 2845): Nüfusun az olduğu veya “ihtiyaç fazlası” görülen yerlerdeki binlerce cami ve mescit tasnif dışı bırakılarak kapatıldı; bir kısmı depo veya ahır yapılırken, önemli bir kısmı şahıs mülkiyetine satıldı.
Sonuç Yerine
Bugün 28 Ekim’leri ve 29 Ekim’leri konuşurken, bu ülkenin insanına rağmen ve bu toprakların asırlık inanç kodlarına rağmencine yapılan bu büyük toplumsal mühendislik projelerini unutmamak gerekir. Tarihî hafızamızı diri tutmak, geçmişte yaşanan bu acı tecrübelerin ve yasakların yeniden hortlamaması için sandıkta, iradede ve fıkhi şuurda uyanık olmanın en temel şartıdır.
Hafızamızı kaybetmeden, geçmişin muhasebesini doğru yaparak ve neslimizin inancına sahip çıkarak yola devam etmek boynumuzun borcudur.
Views 1