Teberrükün Kur’an’daki Delilleri-1
İsrailoğulları’nın Sandık ile Teberrükü: Kur’an’dan Bir Delil
Teberrük (mübarek sayma, bereketlenme) meselesini Kur’an-ı Kerim ışığında incelediğimizde karşımıza çıkan en önemli delillerden biri, Bakara suresinin 248. ayet-i kerimesinde bahsi geçen sandıktır. Konunun detaylarına inmeden önce, Kur’an’da anlatılan bu kıssanın özetine bir göz atalım.
Tâlut’un Hükümdarlığı ve Beklenen İşaret
İsrailoğulları, kendi peygamberlerine gelerek başlarına bir hükümdar göndermesini isterler. Bu hükümdarla birlikte Allah yolunda savaşacaklarına dair söz verirler. Allahu Teâlâ onlara Tâlut ismindeki zatı hükümdar olarak gönderir. Ancak Tâlut fakirdir. Bu yüzden İsrailoğulları onu hükümdar olarak kabul etmek istemez ve kendilerinin bu makama daha layık olduklarını iddia ederler.
Bunun üzerine peygamberleri onlara şu ilahî fermanı bildirir:
اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِهٖٓ اَنْ يَاْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فٖيهِ سَكٖينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ
“Şüphesiz onun hükümdarlığının delili size sandığın gelmesidir. O sandıkta Rabbinizden bir sekîne vardır.” (Bakara 248)
Peki, o sandıkta ne vardı? Rabbimizden bir sekîne… Sekîne, maddi ve manevi bereketler, feyizler ve huzur demektir. İsrailoğulları bu sandıkla Allah’ın rahmet ve bereketine mazhar olurlardı.
Fahru’r-Râzî, Ebu’s-Suud, Hazin, Kurtubî ve Âlûsî gibi büyük müfessirlerin beyanlarına göre; İsrailoğulları Hz. Musa’nın vefatından sonra bozulup isyan edince, Cenab-ı Hak onlara Amalika kavmini musallat etti ve bu kavim sandığı onlardan aldı. Daha sonra Allahu Teâlâ, Tâlut’un hükümdarlığına bir alamet olması için melekleri vasıtasıyla o sandığı tekrar İsrailoğulları’na gönderdi. Ayette geçen “O sandığı melekler taşır” ifadesi de bunu açıkça bildirmektedir.
Kıssadan Çıkarılacak 3 Temel Ders
Kıssanın teferruatını tefsir kitaplarına havale ederek, burada bilmemiz gereken can alıcı noktalara odaklanalım:
-
Bereket Kaynağı: İsrailoğulları’nın kendisiyle bereketlendiği fiziki bir sandık vardı.
-
Hürmet ve Feyiz: Kur’an’ın ifadesiyle o sandıkta Rabbimizden bir sekîne bulunuyordu. Onlar bu sandığa hürmet göstererek feyze ve berekete mazhar olurlardı.
-
İlahî Ceza ve Lütuf: Bu sandık, günahları sebebiyle onlardan alındı ve uzun süre Amelika kavminin elinde kaldı. Daha sonra Tâlut’un hükümdarlığına bir delil olması için melekler tarafından tekrar İsrailoğulları’na iade edildi.
Tevhid, Sebepler ve Hakiki İman
Şimdi berekete medar olan bu sandık üzerinde biraz daha derinlemesine bir tahlil yapalım.
Bir sandık düşünün… Bir tahta parçası… Ancak İzn-i İlahî ile maddi ve manevi bereketlere, feyizlere sebep olabiliyor. Ona hürmet gösterenler bereketinden istifade ediyor. Üstelik ona hürmet gösterilmesini bizzat Allah istiyor ve hürmet gösterilmediği anda sandığı onlardan geri alıyor.
Şu noktayı çok iyi anlamamız gerekir: Bereket ve feyiz sandığın zatî malı değildir; ona Allah tarafından konulmuştur.
Her bereket, her nimet ve her ihsan ancak Allah’ın hazinesinden çıkar. Allahu Teâlâ’dan başka ihsana sahip olabilecek hiç kimse yoktur. Ancak Allahu Teâlâ şu hikmet dünyasında sebeplerle iş görür:
-
Meyveyi ağacın dalına takar.
-
Sütü ineğin memesiyle içirir.
-
Suyu bulutla akıtır.
-
Sebzeleri toprağın eliyle bize sunar.
Her nimet bizlere bir sebeple gelir. Hakiki iman sebebi inkâr etmek değil, o sebebin üzerinde Allah’ın rahmet elini görmektir. Sebebi inkâr eden, rahmetten mahrum kalır.
Tefsirini yaptığımız ayet-i kerimede bahsi geçen sandık sadece bir vasıtadır. Ondaki sekîne onun kendi malı değildir; mal sahibi ancak ve ancak Allahu Teâlâ’dır. Allah o sandığı bereketine bir sebep ve feyzine bir vasıta kılmıştır. O hâlde burada yapılması gereken şey, tevhid namına sandığı yakmak değil, o sandığa Allah hesabına saygı göstermek ve ondan gelen sekîneyi Allah’tan bilmektir. Gerçek tevhid ve akıl bunu gerektirir.
Teberrükü İnkâr Edenlere Kritik Sorular
Allahu Teâlâ bir sandığa, bir tahta parçasına feyiz ve bereket koyabiliyor, onu rahmetine vesile yapabiliyor. Ona hürmet gösterenler Allah’ın rahmetine ulaşıyor ve biz bunu bizzat Kur’an’da okuyoruz.
Şimdi teberrükü inkâr edenlere sormak gerekir:
-
Acaba Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın mübarek vücudundan kopan Sakal-ı Şerif’in, Allah katında bir odun parçası (sandık) kadar değeri yok mudur?
-
Bir sandığa Allah hesabına hürmet gösterenler sekîneye mazhar oluyor da, Peygamberimizin Sakal-ı Şerif’ine Allah hesabına hürmet gösterenler niçin sekîneye mazhar olmasınlar?
-
Sandığa hürmet şirk olmuyor da Peygamberimizin Sakal-ı Şerif’ine hürmet mi şirk oluyor?
Zannımız şu ki: Eğer siz o zamanda yaşasaydınız, sandığa hürmet gösterenlere “müşrik” der ve ilk fırsatta sandığı ateşte yakardınız. Aklınızın çalışma şekli bu olduğu için bugün de Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın Sakal-ı Şerif’ini ziyaret edenlere “müşrik” diyorsunuz.
Size soruyorum: Bir sandığa feyiz ve bereket koyan Rabbimiz, en sevgili kulunun vücudundan kopmuş sakalına niçin bir feyiz ve bereket koymasın? Niçin onu rahmetine bir vesile yapmasın?
Hakiki Tevhid Nedir?
Bizler Peygamber Efendimizin sakalını ayetteki sandık gibi kabul ediyoruz. Sakal, feyzin ve bereketin hakiki sahibi değildir. Her feyiz ve bereket ancak Allah’ın hazinesinden çıkar. Lakin Allahu Teâlâ bazen bir sandıkla bunu kullarına ulaştırır, bazen bir sakalla, bazen de ağaçla, bulutla ve başka bir sebeple…
Tevhid, sebepleri inkâr etmek değildir. Tevhid, sebepler üzerinde Müsebbibu’l-esbab’ı yani sebepleri yaratan Allah’ı görmektir. Hakiki tevhid budur. Tevhid namına sebepleri inkâr edip akıldan istifa etmek, hakiki tevhidden ne kadar uzak olunduğunun göstergesidir.
Son Söz: Sakal-ı Şerif Ziyaretine “Şirk” Diyenlere 4 Soru
Şimdi şu sorularımıza vicdanınızla cevap verin:
-
Teberrük niyetiyle eşyaya hürmet göstermek haram olsaydı, Allahu Teâlâ o sandığa sekîne koyar mıydı?
-
Onların sandığa hürmet göstermelerini emreder miydi?
-
Hürmetsizliklerine bir ceza olarak sandığı onlardan geri alır mıydı?
-
Sandığı kaybetmelerinden sonra, Tâlut’un hükümdarlığına alamet olsun diye bu sandığı onlara meleklerle iade eder miydi?
Bakın, bereketi Allah’tan bilmek şartıyla bir sandığa dahi hürmet gösterilebiliyor. O hâlde Allah katında, sandıktan bin derece daha fazla kıymeti olan Peygamberimizin Sakal-ı Şerif’ine —bereketi Allah’tan bilmek şartıyla— hayli hayli hürmet gösterilebilir ve ziyaret edilebilir.
Sandığa hürmet göstermek şirk olmuyorsa, Peygamberimizin mübarek sakalına hürmet göstermek asla şirk olmaz!
#Teberrük #Sakalışerif #Bakara248 #İslam #Tevhid #KuranıKerim #Tefsir #İsrailoğulları #İman #DiniYazılar



Bir Cevap Yazın