Üçüncü büyük delil, Taha Suresi’nin 12. ayet-i kerimesidir.
Hazreti Musa (a.s.)’ın Tuva’da Ayakkabılarını Çıkarması: Mekân ve Eşyada Mukaddesiyet
Teberrükün (bereketlenme ve hürmet gösterme) meşruiyetine dair inceleyeceğimiz üçüncü büyük delil, Taha Suresi’nin 12. ayet-i kerimesidir. Bu ayette Rabbimiz, Hazreti Musa (a.s.) ile ilk konuştuğunda ona bir emir verir:
“Ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes bir vadi olan Tuva’dasın.” (Taha 12)
Eşya Mukaddes Olabilir mi?
Teberrükü ve kutsal emanetlere saygıyı inkâr edenlerin temel argümanı şudur: “Eşya mukaddes olamaz; eşyaya veya mekâna saygı göstermek şirktir.”
Peki, Kur’an-ı Kerim bu iddiaya ne cevap veriyor? Ayet, Tuva hakkında açıkça “mukaddes” ifadesini kullanıyor. Dahası, Hazreti Musa’dan bu mekânın kutsiyetine hürmeten ayakkabılarını çıkarması, yani oraya yalın ayak basması isteniyor.
Şimdi, “eşyaya hürmet şirktir” diyenlere sormak gerekir:
-
Eğer bir mekâna veya eşyaya karşı gösterilen hürmet şirk olsaydı, Allahu Teâlâ Tuva Vadisi’ne karşı bu hürmeti emreder miydi?
-
Yoksa —hâşâ— Allahu Teâlâ kendi peygamberine şirk olan bir işi mi emretmiş oldu?
Tuva Vadisi ile Sıradan Bir Vadi Arasındaki Fark
Teberrükü reddeden zihniyet, çoğu zaman düz bir mantıkla hareket eder. Ancak iman gözüyle bakanlar için durum çok farklıdır.
Diyebilir misiniz ki: “Tuva da bir toprak parçası, benim köydeki vadi de bir toprak parçası. İkisi de aynıdır!”
Eğer kalbinizde zerre kadar iman varsa böyle diyemezsiniz. Evet, her ikisi de fiziksel olarak topraktır; ancak Allahu Teâlâ birine “mukaddes” sıfatını takmış ve ona ayakkabıyla basılmasını yasaklamıştır. Diğerine ise bu makamı vermemiştir. Bu durumda mümin bir kula düşen görev, Allah’ın mukaddes kıldığına saygı göstermek, onu kirletmemek ve hatta ona ayakkabısıyla dahi basmamaktır.
Sakal-ı Şerif ve Toprağın Kıyası
Buradan yola çıkarak meseleyi Sakal-ı Şerif ziyaretine bağlayalım. Teberrükü inkâr edenlere şu can alıcı soruları yöneltiyoruz:
-
Kutsiyet Farkı: Bir toprak parçası İzn-i İlahî ile mukaddes olabiliyor ve diğer topraklardan ayrılarak özel bir hürmete mazhar olabiliyorsa; Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’ın mübarek sakalı niçin mukaddes olmasın ve diğer sakallardan ayrılmasın?
-
Değer Kıyası: Peygamberimiz (a.s.m.)’ın Sakal-ı Şerif’inin Allah katında bir toprak parçası (vadi) kadar değeri yok mudur?
-
İlahî Murad: Tuva’yı “mukaddes” kılıp ona hürmet isteyen Rabbimizin, kâinatın efendisi olan Resulullah’ın sakalını mukaddes kılması ve ona karşı hürmet istemesi akıldan neden uzak olsun?
Sonuç: Kur’an’dan Uzak Bir Zihniyet
Teberrükü inkâr edenlerin Kur’an’la yakından uzaktan alakaları olmadığını görüyoruz. Şayet bu ayet (Taha 12), bir hadis olarak bize ulaşsaydı; bu zihniyet sahipleri muhtemelen “uydurmadır” diyerek kestirip atarlardı. Ancak Rabbimiz, mekânın ve eşyanın (gömlek, sandık veya vadi) kutsiyet kazanabileceğini ayetleriyle sabitlemiştir.
Gerçek tevhid, sebeplerin arkasındaki Allah’ı görmektir; Allah’ın değer verdiğini reddetmek değil!
Rabbimiz bizleri Kur’an’ın hakikatlerini doğru anlayanlardan eylesin ve ümmet-i Muhammed’i saptırıcı fikirlerin şerrinden muhafaza buyursun. Âmin.
#Teberrük #HazretiMusa #TuvaVadisi #KuranıKerim #İslamAkaidi #Sakalışıerif #Maneviyat #KutsalEmanetler #Tevhid #İman
Yazar: Sinan Yılmaz Hoca



Bir Cevap Yazın