Allah Zamandan ve Mekândan Münezzehtir Sözü Hakkında

Allah Zamandan ve Mekândan Münezzehtir Sözü Hakkında

VEHHABİ

Kuran’ın neresinde Allah zamandan ve mekândan münezzehtir diyor? Biz bugüne kadar zaman ve mekândan münezzeh olduğuna dair bir ayet görmedik. Allah’ın mekândan ve zamandan münezzeh olması iddiası sizin uydurmalarınızdandır.

CEVAP Aliyyül Kârî Fıkhu’l Ekber şerhinde diyor ki:

“Allah bir mekânda değildir. Yukarıda değildir, aşağıda değildir, başka cihetlerde değildir.” Allah Teâlâ üzerine zaman geçtiğini söylenmez diyor.)

اَعُوذُ باللهِمِنَ الشَّيْطَانِ الرَّحِيمِبِسمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Allah’ın zaman ve mekândan münezzeh oluşu O’nun hiçbir şekilde zaman ve mekânla ilişkilendirilmemesi demektir. Zira zaman ve mekân mahluk yani yaratılmıştır, Allah ise yaratıcıdır. Dolayısıyla O, yaratılmışlara has özelliklerden münezzeh yani uzaktır. Biraz daha açarak ifade etmek gerekirse, ‘mekân’ varlık ve nesnelerin bulunduğu yerdir. Söz gelimi bir meyve ağaçta, ağaç bahçede, bahçe bir bölgede, bölge dünyada, dünyamız güneş sisteminde, güneş sistemi galakside, galaksi de uzayda bulunmaktadır. Bunların hepsi mahlûk, yani yaratılmış bir şeydir. Zamana gelince bu, varlıklardaki hareketliliğin birimsel olarak ifade edilmesi olup varlıktan ayrı bir şey değildir. Sonuçta bu da mahlûk yani yaratılmış bir şeydir. Zaman ve mekân kavramları mahlukat için yaratılmışlardır.

Allah’u Teâlâ’nın bunlarsız olamayacağını düşünülmesi hatadır. Bir insan kendisi gibi yaratılmışların geçirdiği evrelere, şartlara, kaidelere, cisim ve maddelere bakarak “zamansız ve mekansız olmayan bir varlık olamaz” diyebilir. İbn Teymiyye’nin Allah Teâlâ hakkında dediği gibi. Ama bu yaratılmış olanlar için geçerlidir. Allah Teâlâ için bu şartı ortaya atmak ve iddia etmek, bilmediğinin ardına düşüp zanni yorum yapıp iftira atmaktan başka bir şey değildir.

Bu ayet-i kerimeden anlaşılan odur ki; aklımıza gelen hiçbir şey veya kıyas edebileceğimiz herhangi bir şeyi Allah Teâlâ diye tasavvur edemeyiz. Çünkü, Allah Teâlâ hiçbir şeye benzemez! Zaman ve mekân kavramları mahlukat için yaratılmış olan iki zarftır. Bütün edebiyat ve dil bilgisi kitaplarında görebileceğiniz gibi farklı ilim dallarında da karşınıza çıkabilecek bir şey vardır ki o da zarf iki kısımdır. Zaman zarfı ve mekân zarfı. Zarf ne demektir? Eylemin gerçekleştiği yeri veya zamanı belirten bir isimdir. Zarf kapsayandır, kapsadığı şeye de mazruf denilir. Bütün mahlukat zaman ve ya mekân ile vasıflanabilirler, bunda akli ve ya naklî hiçbir beis yoktur. Lakin Allah Teâlâ hakkında böyle bir şey demek yanlıştır. Böyle bir söz hulul itikadı olur. Hulul itikadına göre, yaratıcı yarattığı herhangi bir varlığın içine girer. Bu itikad cumhur ulemaya göre küfürdür. Zaman ile mekân, kapsayıcı özelliğe sahip birer yaratılmış mahlukturlar. Allah Teâlâ’nın böyle bir özellik ile vasıflanması demek, benzeri bir şeyin var olması veya kendisinin başka varlıklara benzemesi demektir. Bu da Şura Suresi 11. ayet-i kerimede geçen şu ayet-i kerime ile çelişir: “Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, Semi’ ve Basir’dir” (Şura 42/11) (1)

Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat âlimlerinin icmâıyla Allah Teâlâ mekân, zaman, cihet, hulul ve intikalden münezzehtir. 

 İmam Beyhakî (Rahimehullâh) demiştir ki; Dostlarımız bu Hadisi delîl göstererek: “Üstünde ve altında bir şey bulunmayan mekânsız olarak vardır” demişlerdir.(2) Sonra İmam Beyhaki sözüne şu şekilde devam eder: “Eğer Allâh’ın üzerinde ve O’nun altında bir şey yok ise Allâh bir mekânda değildir.” İşte Allâh’ın mekândan münezzeh olması dinimizce sabit olan bir husustur.

Rasûlullâh (Sallallâhu Aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Sen zahirsin, senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen bâtınsın, senin altında hiçbir şey yoktur.” “(3)

İbn Hacer Askalani (Rahimehullâh) Fethu’l-Bari’de der ki; “Allah Teâlâ hareket/intikal, hulul/mahlukatın içine girmekten münezzehtir. (4)

Kâdî Beydâvî Bakara/255 tefsirinde diyor ki: “Allah Teâlâ bir mekânda bulunmaktan ve âleme hulûl etmekten münezzehdir.” (5)

Sadece dört imam değil tüm imamlar ve ümmetin Selef’i (Selef-i salihin) aynı hak itikat üzeredirler. Çünkü onların hepsi bu konuda ilimlerini doğrudan Peygamber’den (Sallallâhu Aleyhi ve sellem) alan Sahabe’ nin mezhebi üzeredirler. Sahabeler (Radıyallâhu Anhum) Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve sellem) zamanında tek bir itikat üzereydiler.

Allah Teâlâ’ya mekân yön, intikal, hudud, hulul… isnad etmek caiz değil ise, şüphecilerin ‘Allah nerede?’ sorusu ne anlama gelir?…..

Bazı şüphecilerin sorduğu ‘Allah nerede?’ sorusuyla karşılaştığımızda doğal olarak “Tövbe estağfirullah, bu ne biçim soru! Allah’a haşa, sümme haşa mekân mi tayin ediyorsun? Allah mekândan münezzehdir!” dediğinizi duyar gibiyiz. Maalesef bazıları da tam aksine “Allah zatıyla her yerde”, “Allah mü’minin kalbinde”, “Allah nerede anarsan orada”, kimileri de “Allah zatıyla arstadır, orada oturmuş ve oraya yerleşmiştir”, “Allah gökte ama bizim bildiğimiz gökte değil”, “Allah semadadır” gibi yanıtlar vereceklerdir. Müslümanların kafası şunlarla karıştırıldı. Allah Teâlâ’ya (haşa!) mekân, yön isnad eden Mücessime/Müşebbihelere ve Allah Teâlâ’nın (haşa!) mekânın içine girdiğini ve zatıyla her yerde olduğunu söyleyen Hululiye/Cehmiyyelere Ehl-i Sünnet alimlerinin görüşlerinden nakiller ile cevap vereceğiz. el-Hak! Allah Mekândan Münezzehtir ilmi ise herşeyi kuşatmıştır ve Allâh Teâlâ’yı mekândan ve cihetten münezzeh olarak bilmek Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in akidesidir.

1. Emrah Demiryent’in dökümanlarından az tasarruf ile alıntıdır.)

2. El-Esmâ ve’s-Sifât 2. cilt/s.144 

3. Ebu Davud, el-Edeb, bab: 107, Hadis no:5053/ Müslim, ed-Dua, bab: 17, Hadis no: 7064/Tirmizi, ed-Da’vat, bab: 68, Hadis no: 3818. 

4. ibn Hacer el-Askalani, “Feth-ul Bari” S. 7/124.

5. ibn Hacer el-Askalani de “Feth-ul Bari”de Kadı Beydavi’nin bu sözünü naklediyor. S.3/31

Bir Cevap Yazın

Kürsüdeki Mücadele sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin