Kendilerine “Selefî” diyen bazı kişiler, tespih kullanmanın caiz olmadığını iddia etmekte; hatta bir kısmı camilerden tespih toplamaktadır. Sözüm ona camiden tespih toplamakla dine hizmet ediyor ve Müslümanları günahtan kurtarıyorlar!Allah’ın izni ve inayetiyle bu eserde, tespih kullanmanın caiz olduğunu katî delillerle ispat edeceğiz. İlk olarak cevap vereceğimiz iddia şudur:”Tespih kullanmak bid’attır. Her bid’at da günahtır.”Bu iddiada bulunanlar, “bid’at” kelimesinin manasını tam olarak idrak edememişlerdir. Öncelikle bu kavramı doğru anlayalım.
Bid’at Nedir?
Bid’atın kelime manası “sonradan çıkan şey” demektir. İslam hukukunda ise ikiye ayrılır:Bid’at-ı Hasene (Güzel Bid’at): Dinde aslı olan, Peygamberimiz (a.s.m.) zamanında benzeri mevcut bulunan ve dinî kaynaklarda delili olan bir şeyi, zamana uygun şekilde icat etmektir.Bid’at-ı Seyyie (Çirkin Bid’at): Dinde aslı olmayan, Peygamberimiz (a.s.m.) zamanında benzeri bulunmayan ve dinî kaynaklarda hiçbir delili olmayan bir şeyi “dinî bir zorunlulukmuş” gibi icat etmektir.Bid’atı toptan reddetmek mümkün değildir; zira zamanın değişmesiyle ihtiyaçlar da değişir. Meseleyi şu altı çarpıcı örnekle tahlil edelim:
1. Kur’an’ın Mushaf Hâline Getirilmesi
Peygamberimiz (a.s.m.) zamanında bugünkü anlamda bir “mushaf” (kitap) yoktu. Ayetler ceylan derilerine veya kemiklere yazılıyor, hafızlarca ezberleniyordu. Kur’an’ın kitap hâline getirilmesi Hz. Ebû Bekir zamanında olmuştur. Eğer her bid’ata karşı olsaydık, elimizdeki Kur’an kitaplarına da karşı olmamız gerekirdi. Ancak bu, bid’at-ı hasenedir.
2. Kur’an’ın Harekelenmesi
Peygamberimiz zamanında Kur’an yazılarında hareke yoktu. Harekeleme işlemi Hz. Ali’nin emriyle, Arap olmayanların yanlış okumasını önlemek için yapılmıştır. Bugün harekeli mushaf okuyan Selefîlere sormak gerekir: “Peygamberimiz zamanında hareke yoktu, neden bunları kullanıyorsunuz?” Demek ki bazı bid’atlar zamanın zaruretidir.
3. Hadislerin Kitaplaştırılması
Hadislerin devlet eliyle kitap hâlinde toplanması Ömer bin Abdülaziz döneminde başlamıştır. Sahabeler şahsi notlar tutsa da sistemli bir kitaplaştırma sonradan olmuştur. “Her bid’at kötüdür” diyenlerin, evlerindeki hadis kitaplarını da (hâşâ) yok etmeleri gerekir.
4. Teravih Namazının Cemaatle Kılınması
Teravihin cemaatle kılınmasını Hz. Ömer başlatmış ve bizzat kendisi: “Bu ne güzel bir bid’attır!” buyurmuştur. Eğer bid’at-ı hasene reddedilseydi, bugün camilerde cemaatle teravih kılınamazdı.
5. Minarelerin İnşası
Peygamberimiz (a.s.m.) zamanında minare yoktu; ezan yüksek bir yere çıkılarak okunurdu. Minare, işin aslı (yükseğe çıkmak) sabit kalmak üzere, teknik bir geliştirme olarak ortaya çıkmıştır.
6. Mikrofon Kullanımı
Camilerde kullanılan mikrofon da bir bid’attır. Kâbe dâhil her yerde kullanılıyor. Eğer “her bid’at günahtır” derseniz, mikrofonu da yasaklamanız gerekir. Oysa mikrofon, müezzinin sesini duyurma vazifesini kolaylaştıran bir araçtır.
Peki, Kötü Bid’at (Bid’at-ı Seyyie) Nedir?
Kötü bid’atlara şunları örnek verebiliriz:Ağaçlara çaput bağlamak,Kabirlerde mum yakmak,İbadethanelerde dinin özüne aykırı şekilde saz çalıp oynamak.İmam Rabbânî Hazretlerinin “Bütün bid’atlar kötüdür” sözü, bu bid’at-ı seyyie (kötü olanlar) hakkındadır.
Sonuç: Tespih Bir İhtiyaçtır
Tespih kullanmanın bid’at olması, sadece teknik olarak sonradan icat edilmesi cihetiyledir (bid’at-ı hasene). Aslında tespihin özü sünnette mevcuttur; zira bazı sahabelerin hurma çekirdekleri ve taşlarla zikir saydıkları rivayetlerle sabittir.”Hiçbir bid’atı kabul etmiyoruz” diyenlere cevabımız şudur: O halde camilerden tespihle beraber mushafları da toplayın, minareleri yıkın, hadis kitaplarını yakın! Hatta masada yemek yemeyi, koltukta oturmayı ve modern kıyafetleri de bırakın; çünkü bunların hepsi lügat manasıyla “sonradan çıkan” şeylerdir.Özetle: Tespih, zikrin sayısını şaşırmamak için kullanılan mübarek bir araçtır. Bunun aslı Peygamberimiz zamanında vardı. Detaylı delillerini ve kaynaklarını bir sonraki başlığımızda inceleyeceğiz.